Rosamund Bartlett’in Tolstoy ve Chekhov Biyografilerini Isaiah Berlin ile Birlikte Okumak: Bir “Kirpi” Olarak Tolstoy ve Bir “Tilki” Olarak Çehov



Sayı / OnlineFirst
Sayı 1/1

Yıl / Cilt / Sayı
2026 / 1 / 1

DOI
https://doi.org/10.65552/ktc.2026.1.1.003

Anahtar Kelimeler
biyografi, Lev Tolstoy, Anton Çehov, Rosamund Bartlett, Isaiah Berlin

Yazar/lar
Ayhan Koçkaya1

1 Arş. Gör. Dr., Sakarya Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyoloji Bölümü, Sakarya, Türkiye. Eposta: [email protected]


Öz

Bu makale, Rosamund Bartlett’in Tolstoy ve Çehov hakkındaki biyografilerini, Isaiah Berlin’in düşüncesiyle birleştirerek yazar çalışmalarındaki iki farklı yaklaşımı ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu amaçla, makalenin ilk bölümünde bir tür olarak biyografiden bahsedilmektedir. Biyografi, yalnızca bir kişinin başından geçenlerin kronolojik olarak anlatıldığı ve bu gözle okunup tüketilebilecek bir metin olarak görülmemektedir. Biyografiler aynı zamanda bir dönemi, dönemin entelektüel tarihini, ele aldığı yazarın o tarihle ilişkisini ve bu ilişkinin eserlere olan tesirini ortaya koyar. Bununla birlikte biyografik bir eserin nasıl yazılacağı, üzerinde çalışılacak kişiyle ilişkilidir. Makalenin göstermeye çalıştığı gibi, Bartlett’in Tolstoy ve Chekhov biyografileri biyografik üslubun nasıl farklılık gösterebileceğine önemli bir örnektir. Anton Çehov’un kapalı üslubu, dili kullanış biçimi ve bireysel özellikleri, onun hakkında yazılacak biyografide mekân unsurunun vurgulanmasını gerekli kılmaktadır. Buna karşın Tolstoy’un üstlendiği tarihsel misyonsa onun anlaşılır bir yazar olmasını gerektirmiştir. Bu iki yazar, her ne kadar birbiriyle tanışıyor olsalar da farklı tarihsel dönemlerin ürünüdür ve aralarındaki üslup da bundan kaynaklanmaktadır. Lev Tolstoy, Rus köylüsü/halkı idealinin tüm canlılığıyla varlığını hissettirdiği bir dönemde yazmıştır. Devrim umutları, onu geliştiren unsurların başında gelir. Anton Çehov ise, eserlerini, Fransız Devrimi sonrası hayal kırıklıklarının baskın olduğu dönemin ruhu içerisinde vücuda getirmiştir. Bu hayal kırıklığı, onun bir nevi kurtarıcı vasfıyla hareket etmesine ve ileteceği mesajın anlaşılır olma hassasiyetine ket vurmaktadır. Şayet monist bir anlatı yoksa, anlaşılır olmak da o kadar önemli değildir. Bu iki yazar arasındaki fark, Isaiah Berlin’in “Kirpi ile Tilki” makalesi üzerinden anlaşılabilir. Tolstoy, Berlin’in ifade ettiği gibi bir “kirpi” ise, o halde Çehov da bir “tilki”dir. Rosamund Barlett’in, Çehov biyografisinin temeline mekân temasını yerleştirmesinin sebebi de tam olarak bu farktan kaynaklanır.

Tam Metin

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanmaktayız.    Daha Fazla Bilgi